YAŞAMI YERİNDE VE YENİDEN İNŞA HAREKETİ MARAŞ’TA: “Halep’te Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere Yönelik Katliam Girişimini Kabul Etmiyoruz”**

Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi, Maraş’ta yaptığı basın açıklamasıyla Suriye’nin Halep kentinde Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik HTŞ saldırılarını kınadı. Açıklamada, saldırıların planlı ve ideolojik bir yok etme siyaseti olduğu vurgulanarak uluslararası kurumlara “sessizlik suça ortaklıktır” çağrısı yapıldı.

Oca 16, 2026 - 12:05
Oca 16, 2026 - 12:17
 0  45
YAŞAMI YERİNDE VE YENİDEN İNŞA HAREKETİ MARAŞ’TA:  “Halep’te Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere Yönelik Katliam Girişimini Kabul Etmiyoruz”**

BASIN AÇIKLAMASI

Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi olarak; Suriye’nin Halep kentinde, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri başta olmak üzere Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik HTŞ tarafından gerçekleştirilen saldırı ve katliam girişimlerini en güçlü biçimde kınıyoruz. Bu saldırılar bir çatışma durumu değil; bilinçli, planlı ve ideolojik bir yok etme siyasetinin parçasıdır.

Halep’te yaşananlar yalnızca Suriye’deki Kürt halkına ve ötekileştirilen topluluklara yönelik değildir. Bu saldırılar; Irak’ta, İran’da, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında yaşayan Kürtlere ve tüm ezilen halklara yönelik açık bir gözdağıdır. Verilmek istenen mesaj nettir: Boyun eğin, sessiz kalın ya da tasfiye edileceksiniz. Biz bu dili de, bu tehdidi de tarihsel olarak çok iyi tanıyoruz.

HTŞ’nin Halep’te sivilleri hedef alan saldırıları; dün IŞİD eliyle Şengal’de, Halepçe’de ve Kobane’de sahnelenen barbarlığın devamıdır. İsimler değişmiş olabilir, ancak zihniyet aynıdır. Özellikle kadın bedenine yönelen aşağılayıcı ve teşhir edici uygulamalar, bu yapının ahlaki ve insani olarak çöktüğünün açık göstergesidir. Bu eylemler, insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamındadır.

Buradan başta Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Uluslararası Ceza Mahkemesi, uluslararası insan hakları örgütleri ve demokratik kamuoyu olmak üzere tüm uluslararası kurumlara açık çağrımızdır:

Halep’te yaşanan katliam girişimlerine karşı sessizlik, suça ortaklıktır. HTŞ’nin Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik saldırıları derhal bağımsız ve uluslararası mekanizmalar tarafından soruşturulmalı; sivilleri hedef alan bu yapılar açık biçimde teşhir edilmelidir. Halklara karşı işlenen suçların üzeri “denge”, “istikrar” ya da “jeopolitik çıkar” gerekçeleriyle örtülemez.

Aynı şekilde, barış ve diplomasi söylemi altında HTŞ gibi halk düşmanı yapılara açık ya da örtük destek sunan devletler de bu suçların siyasi sorumluluğunu taşımaktadır. Özellikle Kürt karşıtı yapılara göz yuman tutumlar, bölgedeki şiddet sarmalını derinleştirmekte ve halklar arası güvensizliği büyütmektedir. Kürtleri, Alevileri ve Dürzileri yok sayan hiçbir siyasal düzen meşru değildir ve kalıcı olmayacaktır.

Bugün Halep’te yaşanan saldırılar, tesadüfi ya da anlık gelişmeler değildir. Bu tablo, 1923 Lozan Antlaşması’yla Kürt halkının uluslararası düzeyde yok sayılmasının güncel bir devamıdır. Lozan, Kürtlerin dünya sahnesinde inkârının resmî belgesidir. Kürtlerin yaşadığı coğrafya dört devlet arasında paylaştırılmış; tel örgülerle çevrilmiş açık bir cezaevi ve kampa dönüştürülmüştür. Fiziki sınırlarla bir parçalanma dayatılmış olsa da, Kürt halkının ruhsal ve tarihsel bütünlüğü hiçbir zaman koparılamamıştır.

Lozan’dan bugüne Kürtler; Irak’ta, İran’da, Suriye’de ve Türkiye’de defalarca katliamlara uğramış; köyleri boşaltılmış, binlerce insan katledilmiş, coğrafyanın ve insanların isimleri değiştirilmiş, sistematik demografik mühendislik politikaları hayata geçirilmiştir. Bugün Kürt coğrafyasında merminin değmediği, talanın ulaşmadığı neredeyse hiçbir alan bırakılmamıştır.

Peki neden?

Bu dört ülkenin tamamı Müslüman olduğu halde; Kürtlerin büyük çoğunluğu da Müslüman iken, Alevileri, Êzidîleri, Süryanileri, Hristiyanları ve farklı inançlarıyla birlikte Kürt halkı neden ısrarla yok edilmek istenmektedir? Neden bu halk, asimilasyon ya da zorla göçertme yoluyla dünya sahnesinden silinmeye çalışılmaktadır? Kürtlerin, Alevilerin, Êzidîlerin, Dürzilerin ve Hristiyanların bu coğrafyalarda hayatta kalabilmesi için daha ne yapması gerekmektedir?

Bu katliamcı zihniyetin en temel hedeflerinden birinin kadın olduğu açıktır. Kadını susturarak toplumu teslim almak isteyen bu anlayış, en çok kadın özgürlüğünden korkmaktadır. Bu nedenle “Jin, Jiyan, Azadî” yalnızca bir slogan değil; yaşamı savunan evrensel bir direniş çağrısıdır.

Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi olarak bir kez daha açıkça ilan ediyoruz:

Barış, Kürtleri, Alevileri, Dürzileri ve ötekileri yok sayarak kurulamaz.Birlikte yaşam, katliamlar ve zorla yerinden etme üzerine inşa edilemez.

Uluslararası kurumları, demokratik kamuoyunu ve insanlık vicdanını; Halep’te yaşanan bu suçlara karşı sorumluluk almaya, sessizliği bozmaya ve halkların yaşam hakkını savunmaya çağırıyoruz.

Biz, yaşamı yerinde savunmaya; halkların eşit, özgür ve onurlu geleceğini yeniden inşa etmeye devam edeceğiz.

Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi Sözcüsü Ahmet GÜDEN

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Sevgi Sevgi 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Admin Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi