YAŞAMI YERİNDE VE YENİDEN İNŞA HAREKETİ BİLDİRİSİ
Halepçe Katliamı: Katliam, Demografik Mühendislik ve Tarihsel Süreç
16 Mart 1988’de Halepçe kentinde insanlığın vicdanına doğru yükselen feryat, yalnızca bir katliam değil, aynı zamanda bir demografik mühendislik ve yerinden etme projesiydi. Saddam Hüseyin yönetimindeki Baas rejimi, Kürtleri doğup büyüdükleri topraklardan süpürmeyi, kimliklerini ve kültürlerini yok etmeyi ve bu coğrafyada halkları statüsüzleştirerek güçlendirmeyi amaçlamıştı. Kimyasal saldırı, bu amacın en kanlı ve acımasız aracıdır.
Tarihsel Süreç
Halepçe Katliamı, Irak’ta ve Orta Doğu’da Kürt halkına karşı yürütülen uzun süreli bir baskı ve asimilasyon sürecinin doruk noktasıdır. 1970’lerden itibaren Saddam rejimi, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde köy boşaltmaları, zorunlu göçler ve yerinden etmelerle bir demografik dönüşüm başlatmıştı. 1980’lerde İran-Irak Savaşı ve Anfal Operasyonları, bu stratejinin en vahşi örnekleriydi. Halepçe’deki kimyasal saldırı, Anfal Operasyonları kapsamında Kürtlerin sistematik olarak yerinden edilmesinin ve yok edilmesinin somut bir göstergesidir.
Halepçe’de sokaklar, evler ve bahçeler sessizliğe büründü. Oyuncaklarının yanında yere düşen çocuklar, birbirine sarılı halde yaşamını yitiren aileler, insanlık tarihinin en ağır trajedilerinden birinin tanığı oldu. O gün Halepçe’de yalnızca insanlar ölmedi; insanlığın vicdanı da derin bir yara aldı.
Bu suçun sorumluluğu kuşkusuz Baas rejimi ve Saddam Hüseyin’in üzerindedir. Ancak sessiz kalan uluslararası güçler ve kurumlar—Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve NATO—Halepçe’de yaşanan katliama karşı hareketsiz kaldı. O dönemde küresel güç dengeleri petrol ve çıkar üzerinden şekilleniyor, Halepçe’de ölenlerin çığlığı ise görmezden geliniyordu.
Halepçe yalnızca bir katliamın adı değildir; yerinden etme, kimliksizleştirme ve halkları savunmasız bırakma projesinin sembolüdür. Nasıl ki Hiroşima ve Nagazaki dünya hafızasında silinmez yaralar bıraktıysa, Halepçe de insanlığa karşı işlenmiş büyük bir suç olarak hafızalara kazınmıştır.
Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Çağrısı
Bizler, Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi olarak, Halepçe’de yaşamını yitirenlerin anısını yaşatırken, yerinden edilen tüm halkların doğup büyüdükleri topraklara dönerek yaşamlarını yeniden kurmasını savunuyoruz. Üzerimizde hayata geçirilmek istenen tüm demografik mühendislik ve yok etme projelerini boşa çıkarma çağrısı yapıyoruz.
Bugün Halepçe’de yaşamını yitiren başta bebekler olmak üzere tüm canları saygıyla anıyoruz. Onların hatırası bizlere şunu hatırlatmaktadır: hiçbir çocuk sahipsiz kalmamalı, hiçbir halk kimliksiz ve güvencesiz bırakılmamalıdır.
Biz inanıyoruz ki zulüm düzenleri sonsuza kadar sürmez. Doğada her canlı kendi varlığıyla yaşamı zenginleştiriyorsa, halkların da kendi dili, kültürü ve kimliğiyle birlikte yaşayabildiği bir gelecek mümkündür. Mezopotamya ve Orta Doğu’da halkların eşit, özgür ve onurlu bir yaşam kurduğu günler mutlaka gelecektir.
Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi olarak Halepçe’de yaşamını yitiren tüm canların anısı önünde saygıyla eğiliyor; bu yıl dönümünde basın ve kamuoyuna insanlık tarihinin bu utanç dolu ve planlı katliamını hatırlatıyoruz.
Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi
16 Mart 2026
Beğen
0
Beğenme
0
Sevgi
0
Eğlenceli
0
Sinirli
0
Üzgün
0
Vay
0
